mikrofiber bez bayiliği paşa tatlı
Hacıalioğlu çiğ köfte
parfüm bayilik

Kalite Sizsiniz 2

Tarih: 21 Mart 2018, 16:11 | Okunma :591
Mehmet Yanık'ın yazı dizisinin devamını okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

Kalite”Sizsiniz (2)

Kısa bir ara: Şefkat tokadı

iskuruyorum.com” sitenin içeriği ve adından anlaşılacağı üzere iş kurmak isteyenler ile kurulu işini bâyilikle büyütmeye çalışanları buluşturuyor. Taraflar için seçenek sunuyor. Şahsımda yıllardır franchise ve hizmet sektöründe faaliyet gösteriyor. Son yaşadıklarımızın ardından, birkaç cümle paylaşmadan geçemeyeceğim. Bundan sebep bu yazımızı kısaltmak zorunda kaldım.

Ülkemizde bireysel yatırımcılar iş kurmak için akraba, arkadaş çevresi ve bankalardan 1 lira kredi alabilmek için 1 milyon açıklama yapıp yine de alamıyoruz. Aynı durum bir senet veya çekte nakde sıkıştığımızda 1 TL için onlarca kişiyi arayıp borç bulamıyoruz.

Diğer taraftan sık sık piyasaya çıkan şeytanî fikirliler milyonları (eski para ile trilyonları) çok kısa süre içinde gönüllülerden, gönüllerince nasıl toplayabiliyor. Hiç tanımadıkları şeytanî zekâlı kişilere, maddi hiçbir delil olmadan paralarının yönetimini nasıl teslim edebiliyor?

Devlet neden önlem almıyor” eleştirisi ile hiçbir sonuca ulaşamayız, çünkü “yoldan gönüllü çıktık.” Yüksek getiri yüksek risk anlamına geliyor, buna hazır mıyız? Sorusunu kendimize sormadık.

Çok para kazanmanın kısa ve kolay yolunu arayanlar yıllar, yüzyıllar öncede aynı akıbete uğradılar, yıllar yüzyıllar sonrada aynı akıbete uğrayacaklar. Alın teri, göz nuru dökmeden, işin hamallığını yapmadan, hesap kitap olmadan, müşteri memnuniyeti sağlamadan, üretmeden sorgulamadan kazanmaya çalışmanın sonu böyle oldu, oluyor, olacak. Çünkü yaratılış kanunları böyle, dünya çalışarak kazanma üzerine yaratılmış.

Unutuyoruz sahtekârlar iflâh olmaz, yöntem değiştirirler. Çoğumuzun aksine hatalarından ders alırlar, aynı hatayı bir daha yapmazlar. Diğer bir deyişle aynı numarayı ikince kez yapmazlar yeni işler için gelişmiş yeni numara bulurlar.

Aksi halde bilirdik ki,

Titan denilen bir oluşum vardı, birçok insanı nasıl mağdur etti… Titancılar’da, 1910 yılında Charles Ponzi tarafından geliştirilen finansal istismar sistemini güncellemişlerdi...

Banker furyasını… Doğurduğu toplumsal çöküntü ve intiharları…

El konulan, TMSF’ye devredilen bankaları…

1960’lı yıllarda on binlerce kişiyi mağdur eden Hastaş’ı…

Yakın zamanda gurbetçilerimiz ve yerleşiklerimizin muhtelif isimler altında “yüksek getiri beklentisi” ile finans kurumlara, holdinglere yatırdıkları paraların yok olması… Hatta Cumhurbaşkanımız’ın başbakan olduğu dönemde, Türkiye’de ve Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde çalışan vatandaşlarımızın “dolandırıldık, birikimlerimiz yok oldu, soyulduk” sözleri ile yardım istemişleri…

2000’li yıllarda halka açılmalarda yaşananları….

Türkiye’de Sülün Osman, Banker Bako, Raki, dünyada Eyfel Kulesinin hurdacıya satılması konularına hiç girmeyeceğim…

İslam’da “insana çalışmasının semeresinden başkası yoktur” uyarısı yapılıyor. Ve “siz kendinizi değiştirmedikçe Allah’ın sizin üzerinize olan hükmü değişmeyecektir” bilgisi veriliyor.

Peygamber Aleyhisselam efendimize risalet gelmeden çok önce, gençliğinde Mekke-i Mükerreme’de kurulmuş olan “Hilf’ul fudul” derneğine üye olmuş. “Erdemliler Birliği” diye tercüme edebileceğimiz derneğin gayesi, Mekke-i Mükerreme’de yaşanan hukuksuzlukların önüne geçebilmekmiş. Toplumsal hafıza kendini kaybetmemeli. İnancımızın ve toplumumuzun temel taşlarından karz-ı haseni unuttuk. Geçmişte yaşanılanlar ders olarak canlı tutulmalı. Aksi halde “buğday akmayan değirmenin taşı kendini öğütür” misali toplum kendini bitiriyor.

 

Şimdi devam “Kalite”Sizsiniz (2)

Başarı yıllar, çileli gün ve geceler, alın teri, eğitim hepsinden önemlisi cerrahi sabır ister. Ameliyat ettiğiniz insan, bir ömrün, geleceğin sorumluluğunu omzunuza alıyorsunuz. Anlık dalgınlık, yapılacak yanlışlık, geri dönüşü ve telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir. Bugün mezun olayım yarın icat edeyim. Bugün işyeri açayım, yarın ikinci şubeyi açayım bunlar ancak filmlerde oluyor.

Ne yazık ki yüzyılların birikim, tecrübe ve birikimi çöpe atıldı, Kısa süre yenisini üretemeye çalışıyoruz… Anlattıklarım bir insan ömründen çok önceye dayanmıyor. Cumhuriyetten bile daha genç… Öncesi öncede bırakılmış. Yeni yeni hatırlıyoruz (http://www.iskuruyorum.com/2018-ve-sonrasi/haber/3055-.html). Öncesine ait bilgileri yeni yeni, arkeolog misali çalışmalarla ortaya çıkarıyoruz.

İlkokul yıllarımda, komşu dükkândan aldığımız elektrikli süpürgenin motoru sağırdı ve çekmiyordu, ayıp olur düşüncesi ile iade etmedik, üstüne bir de halı almıştık, bir köşesinden yırtılmaya başlamıştı. Komşuya ayıp olmasın diye halıyı da iade etmedik. Böyle bir ortamda kaliteye ihtiyaç yoktu ki… Her şey bir şekilde satılıyordu. Ayıplı ürünü iade etmek, tüccara hakaret sayılıyordu, hata müşterideymiş gibi. Aldığımız ayakkabı defolu çıktığında değişimini istemek ayıp sayılır, tamirciye götürülürdü. Diğer taraftan ürün değiştirilse dâhi yenisinin ne kadar sağlam olacağı tartışmalıydı.

O dönemlerde Almanya’da çalışan akraba ve komşularımız hediyeler getirirdi. Çikolata, süt, peynir, gömlek, ayakkabı, pantolon… Çikolatanın, sütün lezzeti hâlâ damağımda, ayakkabıları en az bir yıl giyerdik, yeni ayakkabıyı Alman ayakkabısı eskidiğinden değil, ayağımız büyüdüğü için alırdık. Ve neden Türkiye’de böyle üretim yapılmıyor, sorgulamazdık.

O yıllarda iki seçeneğiniz vardı ya üniversite okuyacak, mezun olduğunuz bölümle ilgili devlet ya da özel sektörde memuriyet bulmak. Uzun yıllar aynı işyerinde çalışmak, (büyük ihtimal çalışan bir hanımla) evlenmek, çocuk sahibi olmak, emekli olmak, mümkünse ev almak. Ya da babanızın işini öğrenmek, esnaf olmak, komşunuzun ya da akrabanızın kızı ile evlenmek, çocuk sahibi olmak, ev, araba satın almak, çocukları okutmak. İş kurmak, sanayici olmak Anadolu’dan büyük şehre göçenlerin veya aileden zengin olanların uğraş alanı idi. Büyük idealler, heves ve arzuların konuşulduğunu hatırlamıyorum.

Yıllar müşteri memnuniyeti, kaliteyi hayatımıza getirdi. Eskiden dükkânlarda yazan “satılan mal geri alınmaz, para iade edilmez, değişim yapılmaz” zihniyeti yerini “ürün ayıplı olmasa da 30 gün içinde iade edebilir, değişim yapılır, yalnız para iadesi değil, kredi kartına da iade yapılır” ile değiştirdi. Değişim kanunla, kanun hükmünde kararname ile olmadı yazılı olmayan rekabet kanunları mecbur bıraktı.

Şimdi fark ediyorum da öncelikle zihnimizin şekillenmesi gerekiyordu. Şampiyon sporcunun müsabakaya hazırlandığı gibi, geleceğe hazırlanmamız gerekiyordu.

Halen “eski köye yeni adet getirme” sözü bize karşı yapılan en olumsuz eleştiri. Sözde bu yüzden geri kalmışız. İyide eski köye yeni ürün, yeni makine, yani üretim cihazları, alet edevatları getirme demiyor ki, eski köyde hırsızlık, aşırmak, kopya etmek, müşteriyi kandırmak, ayıplı ürün satmak ve saire adetleri yasak diyor. Paranızı yastık altında tutma, göz boyama, kandırma, yalan söyleme gibi yeni adetleri getirme demek istiyor.

Hezarfen Ahmet Çelebi eski köye yeni adet getirmedi. Ar-Ge’yi bizim şuan anladığımız “Ar-akla / Ge-tir” olarak değerlendirmedi. Kuşları inceledi, Araştır / Geliştirdi ve uçtu. Uçarken yeni adetlere değil, fenne ihtiyacı vardı ve kullandı. “Hezar” kelimesi Farsça’da “bin” rakamının karşılığıdır. Hezarfen, bin fen anlamına geliyor. Ahmet Çelebi’nin bu sıfatı hak etmek için neler yaptığını düşünelim.

Özal’lı yıllarda ithal ürünlerle beraber yönetim ve kalite kavramını öğrenmeye başladık. Korkusuzca yurtdışına çıkmaya başlayan işadamı ve yöneticiler, tam anlamıyla dünyanın kaç bucak olduğunu gördüler. Yönetimden önce “idâreci” kavramı vardı. O yıllarda hiçbir iş yönetilmez, gerektiği gibi yürümesi için düzene sokulur, şartları ayarlanır çekip çevrilir, idare edilirdi. Sonra yönetim kavramı hayatımıza girdi. İnsanı, kaynağı, müşteriyi, imalatı, ihtiyacı, bütçeyi, parayı özetle yalnız işin değil hayatın her alanını ve geleceği öngörmek, planlamak gelecekte geleceğin olacağı yeri kestirmek gerekiyordu.

Kalite kavramıda beraberinde geldi. Önce kalite kontrol birimleri tesis edildi. Daha sonra kalite kontrol edilmez üretilir prensibi benimsendi. Standartlar getirildi, sertifikalandırıldı ancak üzerine yetirince düşünülmedi ya da çok kısıtlı çevrelerde konuşuldu. Kaliteli üretimin standartları vardı, kaliteli mekânın standartları vardı ancak kalite felsefesi neydi? Marka olmak kaliteyi beraberinde getiriyor muydu? Ki özellikle gıda sektöründe getirmediğine zaman zaman şahit oldum. Kimi yerlerde mekân ve ortamın lüks olması, üründe kalitenin göz ardı edilmesine yetiriyordu. Sosyal statü, ürün kalitesinin önüne geçebiliyordu.

Türkçe Sözlüklerde ”eşya ve insanın sahip olduğu hal, sıfat, vasıf ve nitelik”, “bilinen en iyi özellikleri bünyesinde taşıma durumu” ile tanımlanan “kalite” kelimesi Fransızca kökenlidir. İngilizce ve Latince’de felsefi karşılıkları bulunuyor. Felsefi karşılık, o kültürlerin konuya yoğunlaştığı, araştırdığı, düşünce boyutuna maddi karşılık arandığını gösteriyor.

Kurumsal tanımlamalarda yüzeysel bakıyor “kalite” kavramına. “Ürünün ve hizmetin müşterilerin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğidir. Müşterilerin beklentileri doğrultusunda…” tanımı yapılıyor. Özümseme yapılmıyor. Herhangi bir ürün ve ya hizmetin ihtiyacımızı karşılıyor olması, kaliteli olduğu anlamına gelmiyor ki ceket; Eminönü bölgesinde 20 TL’den başlayan fiyatlarla bulabilirsiniz, kaliteyi ön plana alırsanız 500 TL’den başlayan fiyatlarla bulabilirsiniz. İhtiyacımız örtünme olsaydı gazete veya kartonlada kullanabilirdik.

Bir kanun maddesinin onlarca yorumu olması, farklı mahkemelerde emsal hükümlerin verilmesi, farklı davalarda farklı kuralların işletilmesi, alt fıkralarının olması, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi gibi üst mahkeme yorumlarının bulunması gibi… “Kalitenin anlam bileşeninde şu vardır” dediğimizde, “biz deki bu cümle o dediğinizi de kapsıyor” cevabını alıyoruz.

Yazının 3. Bölümünde kalite felsefesine değinmeye çalışacağız.

Saygılarımla,

 

Mehmet Yanık

mehmetyanik@hotmail.com

Yazı dizisinin ilk makalesi

http://www.iskuruyorum.com/kalite-sizsiniz/haber/3059-.html

© Bu yazı iskuruyorum.com için Mehmet Yanık tarafından kaleme alınmıştır. Kısmı alıntılar kaynak gösterilerek yapılabilir. Tümü için yazılı izin gereklidir.

En iyi iş fikirleri listesi için tıklayın..

Yorum Ekle

Konu hakkındaki değerli yorumunuzu paylaşmak için lütfen formu kullanınız. Lütfen bu bölümden bayilik başvurusunda bulunmayınız firmanın telefonunu arayabilirsiniz. Bu bölümden yapılan bayilik başvuruları muhtemelen silinecektir.

Ad / Soyad

Email

Yorumunuz

Onay Kodu Lütfen Aşağıdaki Alana Yazınız




Aşağıdaki haberlerden hangisi ilginizi çekiyor ?

Mehmet Yanık'ın kalite ile ilgili yazı dizisinin son makalesini beğeninize sunuyoruz.

Yazarımız Mehmet Yanık'ın iş dünyasına yönelik yazı dizisinin ilk makalesini beğeninize su

Hayatımızın 2018 ve Sonrası Ne kadar göz bebeği varsa gele üst üste, Yine ayrı manza

Yazarımız Mehmet Yanık'ın iş dünyası ile ilgili makalesini değerli okuyucularımızın beğeni

Oto bakım ürünleri satışı yapmak isteyen girişimciler için bayilik veren firma

paşa tatlı parfüm bayilik
paşa tatlı parfüm bayilik
umran oto bayiliği avm de diyet yemek satmak

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi DMCA.com Protection Status